Modern Dünyada Diasporik Bilinç

Hatko Özge Şahin

diaspora-logo.png

Diasporik bilincin günümüzde yaygınlık kazanmasını kolaylaştıran en önemli etken, hiç şüphesiz, uluslararası iletişim ve ulaşım ağlarında yaşanan gelişmelerdir. İster geleneksel diaspora olsun ister modern diaspora, küreselleşme süreci, diasporalar üzerinde önemli etkiler yaratmıştır. Küreselleşme ile birlikte azınlık toplumları ve çoğunluk toplumları arasındaki güç ilişkilerinde bazı önemli değişikliler olduğunu görüyoruz.

 

Çok yakın zamana değin, diasporik toplumlar, içinde yaşadıkları ülkenin yasal ve siyasal hegemonyasına itaat etmek zorundaydılar. Çünkü ulaşım ve iletişim imkanlarındaki yetersizlikler, diasporik toplumların kendi anavatanlarıyla olan ilişkilerini asgari ölçüde tutmalarına neden oluyordu. Sözgelimi, Anadolu’da yaşayan Çerkes diasporası Soğuk Savaş döneminde anavatanları olan Kuzey Kafkasya ile sınırlı ölçüde iletişim kurabilmekte ve büyük zorluklarla karşılıklı ziyaretler gerçekleştirebilmekteydi. Ancak bugün, bu gruplar kendi anavatanlarıyla ilişkilerini modern iletişim ve ulaşım araçları sayesinde kolaylıkla geliştirebiliyorlar. Kuzey Kafkasya’yı Türkiye’nin pek çok kentine bağlayan tarifeli veya ucuz uçuşları, tarifeli gemi seferleri, internet, Facebook, Twitter, GSM operatörleri, faks, radyo, televizyon ve benzeri ulaşım ve iletişim araçları anavatan ile diaspora arasındaki sınırları büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır.

 

Küreselleşmenin sağladığı ulaşım ve iletişim hizmetleri aracılığıyla Türkiye veya farklı coğrafyalarda yaşayan Çerkes diasporası, diasporada kendi anavatanlarını yeniden yaratma şansına sahip olurlar. Anavatandan gelen Tv programları, radyo programları, müzik kasetleri, video kasetleri, halk dansları öğretmenleri, ziyaretçiler, siyasetçiler, akademisyenler ve sivil toplum kurumlarının temsilcileri gibi unsurların yardımıyla diasporada yaratılan bu vatan, anavatan ritmini, renklerini, müziğini ve görüntüsünü yansıtır. Yaratılan bu görüntü, zaman içinde birtakım geleneklerin, ritüellerin, adetlerin ve pratiklerin kaybolacağı kaygısından ötürü sürgünün ilk yıllarında ataların getirdiği otantik kültürel pratiklerle adeta birebir aynıdır. Burada gerçekleşen durum hemen her diasporada örneğinde gerçekleştiği bilinen kültürel reifikasyon,diğer bir deyişle kültürel donma halidir.

 

Modern zamanlarda diasporik kimlik, birbiriyle çatışan iki farklı eksen üzerinde inşa edilir : evrensel eksen ve tikel eksen. Evrensel eksen, üretken bir eksendir ve senkretik1 kültürel formların  oluşumuna olanak tanır. Diğer yandan, tikel eksen ise diasporik öznenin ‘otantik’, geleneksel ve etnik olanı yücelttiği eksendir. Diasporik milliyetçiliğin şekillendiği bu eksende, anavatan ilişkin özlem özel bir öneme sahiptir. Anavatan hakkında kuşaktan kuşağa devam eden söylenceler, diasporada özne tarafından yeniden işlenerek ‘hayali vatanların’ oluşturulmasını sağlar. Kuzey Kafkasya için üretilen söylenceler daha çok ülkenin coğrafyası, yeşile boğulmuş dağları, Kuban nehri, Nart mitolojisi ve 1864 yılında yaşanan büyük sürgüne ilişkin kuşaktan kuşağa aktarılan anlatılardan ibarettir. Diasporada daima yeniden üretilen ve kitle iletişim araçlarıyla yaygınlaştırılan söylenceler ve mitler, nostalji cemaatlerinin ya da diasporik cemaatlerin örgütlenme süreçlerini hızlandırmışlardır. Günümüzde hiç kimse, anavatana dönme ve ya diasporada kalmaya karar verme konusunda, kitle iletişim araçları yoluyla sunulan temsillerden bağımsız düşünemez. Televizyon, radyo, internet ve kitap, dergi, gazete gibi yazılı ve görsel kitle iletişim araçlarının varlığı yüz yüze etkileşim olmaksızın ortaya çıkan bu tür diasporik cemaatlerin, nostaljik cemaatlerin ve hayali vatanların ortaya çıkması konusunda oldukça önemli bir işleve sahiptirler.

 

Çerkes diasporası kavramını kullanırken Çerkes toplumunu hiçbir şekilde tözselleştirmemek2 gerekiyor. Kültür dediğimiz şey toplumsal süreç içerisinde varolan, coğrafi koşullar çerçevesinde sürekli değişen, yeniden tanımlanan, yeniden üretilen bir tasarımdır. Geçmişteki Çerkes kültürü ile günümüzün Çerkes kültürü arasında pek çok farkın olması gayet mümkün. Kentsel ve kırsal  alanda ortaya çıkan kültürel farklılıkların da Çerkes diasporasında oldukça belirgin bir şekilde ortaya çıktığı görülmektedir. Türkiye’deki Çerkes toplumunun Türkiye’nin demokratikleşmesi, açık bir toplum haline gelmesi, kültürel çoğulculuk ilkesinin benimsendiği bir ülke olmasına önemli katkıları olacağı kanısındayım. Çerkes toplumu ile birlikte Türkiye’de yaşayan 50 kadar farklı etno-kültürel toplumsal grubun, Kürt Sorunu’nun etrafında örülen ve farklılıklara önyargılı bakmamızı beraberinde getiren gerilimli bir duvarın gölgesinde kaldığı görülmektedir.

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ideolojisinin temel yapı taşlarından biri olan ‘ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü’, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü hazırladığına inanılan farklı etno-kültürel ve dinsel kimliklerin serbestçe ifade edilmesine karşı duyulan sürekli tedirginlik hali ve tabii ki neredeyse 30 yılı aşkın bir süredir yakın tarihimize damgasını vuran ve akut bir çözümsüzlük örneği olan Kürt Sorunu gibi nedenlerin varlığından ötürü Türkiye’de farklılıklar kendilerini uzun süre kamusal alanda rahatlıkla ifade edememişlerdir. Oysa ki, kimliklerin, kültürlerin ve farklılıkların rahatlıkla kamusal alanda ifade edilebildiği bir toplumsal ve siyasal yapıya kavuşabilseydi Türkiye, işte o zaman Çerkeslerin Türkiye toplumuna kattıkları zenginliklerin daha iyi farkına varılabilirdi.

 


 

senkretik : Birbirinden ayrı düşünce, inanış veya öğretileri kaynaştırmaya çalışan felsefe sistemi

tözselleştirmek : Varlığını kabul etmek