Kavramlar

819233_10151430875726445_651853727_o.jpg

Kavramların yeterince anlaşılmadığı ve bu nedenden dolayı eksik bilgilerle yapılan  tartışmaların anlamsız olduğu dönemler hatırı sayılır derecede fazladır. Günümüzde de hala inatla bazı kavramların anlamı ve gereği anlaşılmamaktadır. Bu yazıda toplumları, milletleri oldukça çok ilgilendiren belli başlı kavramlardan bahsedeceğim. Bu kavramları bilmek, Çerkes Milleti olarak geleceğimiz için alacağımız kararlar ve bulunacağımız talepler için bizim başlı başına özgün ve özgür bir grup olduğumuzu göstermemize yardımcı olacaktır.

Bu kavramlardan ilki kültür. Kültür, her toplumda kuşaktan kuşağa aktarılan alışkanlıkları, teknikleri, fikir ve davranışları içerisine alan öğrenilmiş davranışlardır. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu sosyal miras, bireylere toplumda karşılaştıkları problemler karşısında çözüm yollarını sunar. Kültür, bir milletin kendi tarihi gelişimi hususunda sahip olduğu şuurdur. Bir kültürün yaptığı ilk işlev, yaptığı en önemli şey, toplumda bir yaşama şeması veya yaşama deseni sağlamaktır. Sosyal dayanışmanın temeli olan kültür, sosyal kişiliğin oluşmasında en önemli faktördür.

Bir diğer önemli kavram ise kimliktir. Kimliğe ilişkin anahtar soru ‘ben kimim’dir. Kimlik, insanın hem toplumsal hem de psikolojik anlamda kendisinin ne ve nerede olduğunu açıklamasıdır. Bir kişi kimlik edindiğinde yerini de belirtmiş olur, yani katıldığı ya da üyesi olduğu toplumsal ilişkiler ışığında bir toplumsal nesne olarak şekillenmiştir. Kimlikler yalnızca onları tanımlayan ve organize eden toplumlarda var olur. Süreklilik ve ötekilerden farklılık milli kimliğin temel unsurlarıdır ve bunları idrak etmek bir milletin tarihsel köklerinin geleceğe uzanmasını ve daha iyi anlaşılmasını sağlar.

Etnik  kimlik de üstünde durulması gereken kavramlardır. Etnik kimlik, bir topluluğun soy, tarih, yaygın kültürü, dayanışması ve anıldıkları ismi kapsamaktadır. Buna bağlı olarak etnik grup da ‘ortak geçmişe sahip, yaygın bir şekilde tarih şuuru olan, bulundukları toprak üzerindeki unsurları paylaşan ve dayanışma içinde olan grup’ olarak tanımlanabilir. Bu tanımlamada, etnik unsur için tarih ve ortak geçmiş önemlidir ve bir milletin kim olduğu ile ilgili sorunun cevabını etnik kökeninde araması gerekir. biyolojik bağlılık da etnik köken ya da etnik kimlik için gereklidir. Kısacası, geniş ölçüde biyolojik olarak kendini devam ettiren, başlıca kültürel değerleri paylaşan ve aynı yapı içerisinde yer alan farklı gruplardan ayırt edilebilecek şekilde tanımlanabilir etnik kimlik .

Son olarak, azınlık grup kavramına değinmek istiyorum. Azınlık, paylaşılan genel kültürün değerlerinden bir veya birden fazla kısmında farklı ve farklılaşmış , bu farklılıklar ile toplum içinde sayıca az da olsa bir grup meydana getirmiş toplulukları ifade etmek için kullanılır. Sayıca daha fazla olanlar çoğunluk, az olanlar azınlıktır. Azınlıklar, sosyal bir gruptur ve grup üyeleri hakim grubun baskısına ve fark gözetmelerine maruz kalır. İki grup arasındaki güç farklılığının sonucunda azınlık grubun üyeleri dezavantajlı duruma düşer. Azınlık gruba üyelik doğumla birlikte gelmektedir ve azınlıklar genellikle grup içi evlilik yapmaktadırlar. Bunun nedeni de kendi kültürlerini muhafaza etme düşüncesinden kaynaklanmaktadır.    

Bu kavramlar çerçevesinde Çerkesler, etnik bir kimliktir ve kendilerine özgü kültürleri, gelenekleri ve hayata karşı bir duruşları vardır. Bunun yanı sıra, Türkiye açısından ele alırsak, Çerkesler azınlık bir gruptur. Geçmişten günümüze kadar Türkiye’de azınlık gruplar çoğunlukla dine dayalı olarak ayrılmışlardır ancak böyle bir ayırım diğer azınlık grupları gözardı etmektedir.

Çerkes kimliğinin kendini geleceğe taşıyabilmesi için bu statüye, yani azınlık statüsünün kazandıracağı haklara ihtiyacı vardır. Gerek Çerkesler, gerek benzer diğer gruplar için kendilerini ifade etmelerini önleyen yasakların kaldırılması varlıklarını devam ettirmeleri için yeterli değildir,  azınlık kimliğinin bir bütün olarak kendisini gösterebilmesi için yeterli şartların sağlanması gerekmektedir. Ayrıca, bunları istemenin ülkenin bölünmesini istemekle bir alakası yoktur. Gerek Ulusal Azınlıkları Koruma Çerçeve Sözleşmesi’nde, gerekse Bölgesel veya Azınlık Dilleri Şartı’nın 5. maddesinde açıkça “ülke bütünlüğüne” ve “ulusal egemenliğe” saygı ifade edilmiştir. Bu sözleşmeler, başlıca azınlık kültürlerini ve özellikle de dillerini korumayı amaçlamaktadır. Sözleşmelerde azınlık dillerinin sadece bazı maddelerle korunması değil, devletçe yaşatılması yükümlülüğü de öngörülmüştür.         

         Sonuç olarak, bu çalışmada söz ettiğimiz kavramların yanısıra bir toplumu ilgilendiren  daha pek çok kavram vardır ancak bunlar öncelikli olarak dikkat edilmesi gerekenlerdir. Bu kavramları göz önünde bulundurarak toplumdaki yerimizin nerede olduğunu görmemiz ve ona göre yapacaklarımızı planlamamız daha faydalı olacaktır.      

 

Yazar: Hatko Özge Şahin