DİASPORA’DA YÜKSELEN GENÇ MUHALAFETİN MOSKOVA-NALÇİK İZLENİMLERİ

Wuneruw Akif

 1-8 Eylül 2013 tarihleri arasında Kafkas Dernekleri Federasyonu’nu temsilen Rusya Federasyonu Federal Ajansı’nın davetlisi olarak, Moskova ve Nalçik şehirlerinde gerçekleşen bir dizi görüşmeye katıldık. Türkiye ve Ürdün’den yedişer kişinin davet edildiği görüşmelere, Türkiye’den bir arkadaşımız son anda sınavları nedeniyle katılamadı. Ürdünlü bir arkadaşımız ise girişte sudan sebeplerle alıkonuldu ve sonrasında sınır dışı edildi. Böylece Rusya’ya adım atar atmaz devletin çirkin yüzünü görmüş olduk.

  İlk görüşme, Dışişleri Bakanlığı binasında Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı Avrupa Departmanı Türkiye ve Yunanistan’dan Sorumlu Direktör Yardımcısı ile gerçekleşti. Bizim konuşmak istediğimiz mevzuları konuşmak istemediklerinden olacak, uzun süre Rusya ile Türkiye’nin gelişen ilişkilerinden bahsettiler. Görüşmenin sonlarına doğru zor da olsa konuyu Çerkesler’e ve Soçi’ye getirebildik. Kurumlarımızı ve oluşumlarımızı gayet iyi bilen Direktör Yardımcısı, Kafkasya Forumu’nun ismini vererek, Forum’un izlediği agresif çizgiden şikâyet etti. Direktör Yardımcısı’nın konuyla ilgili söyledikleri şöyleydi: “ Bazı Çerkes Kuruluşları, bu konularda agresif bir çizgi izliyor. Üzüntüyle altını çiziyorum ki bu agresif hareketler sıkça oluyor. Özellikle Ankara ve İstanbul’da toplanan gruplar, Soçi Olimpiyatları’nı engellemek amacıyla eylemler yapıyor, yöneticilerimiz hakkında kötü şeyler söylüyorlar. Bu şekildeki yaklaşımlara anlayış göstermeyeceğiz. Bu eylemler, problemlerin çözümünü zorlaştırıyor. Bu tarz kuruluşlarla diyalog kurmanın bir anlamı yok. Kaf-Fed yöneticilerini iyi tanıyoruz ve onlarla iyi ilişkilerimiz var.” Diğer Dışişleri yetkilisi ise, Soçi konusunda arşivlerin incelenerek olaya objektif bir bakış açısıyla bakılması gerektiğini söyledi ve bu konuda kamuoyunun eksik ya da yanlış bilgilendirildiğini iddia etti. “Diaspora’nın Soçi hakkında eksik ya da yanlış şeyler bildiğini mi düşünüyorsunuz? Öyle ise doğrusu nedir?” diye sorduğumuzda ise cevaplamaktan kaçınarak mevzuyu değiştirmeyi tercih etti. Toplantının büyük bir bölümü Türkiye-Rusya ilişkilerine ayrıldığından bu konularda daha fazla konuşmaya fırsat bulamadan toplantı sona erdi.

Öğleden sonra, bizi davet eden Rusya Federal Ajansı’nın yetkilisiyle görüştük. Kurumun kuruluşundan ve amaçlarından bahsetti. Kuruluşun en önemli amacının, Rus dilini geliştirmek ve birçok milletten oluşan Rusya Federasyonu’nun birlik ve beraberlik içerisinde yaşayan güçlü bir devlet olduğunu dünyaya göstermek olduğunu söyledi. Yani etkinliğin amacı bizim dertlerimizi dinlemek, beklentilerimizi öğrenmek değil; ne kadar güçlü ve mücadele edilemeyecek bir devlet olduklarını bize göstermekmiş!

 

Moskova’daki görüşmelerimiz birkaç gün boyunca devam etti. Doğu Bilimleri Enstitüsü, Milletler Evi ve Moskova Belediyesi’nden yetkililerle görüştük. Doğu Bilimleri Enstitüsü Direktör Yardımcısı soydaşımız Ramazan Davur,  artık geçmişte yaşananları bir kenara bırakıp gelecek için çalışmamız gerektiğinden uzun uzun bahsetti. Söylediklerini özetleyecek olursak: “ Sürgünü, soykırımı bırakın; Rusya ile iyi ilişkiler kurmaya bakın.” dedi. Diğer görüşmelerde kayda değer bir şey konuşulmadığından o görüşmelerin içeriğinden bahsetmeye gerek duymuyorum.

 3 Eylül akşamı, Moskova’dan Nalçik’e geçtik. Ertesi gün, kaldığımız otelde Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Başkan Yardımcısı Muhammed Kodzokov ve Sağlık Toplum ve Din İşleri Bakanı Mihail Kumukov ile görüştük. Başkan Yardımcısı Kabardey-Balkar Cumhuriyeti hakkında kısaca bilgi verdi. Diasporanın sorunlarından, Nalçik’te okuyan öğrencilerin durumlarından, Diaspora’da yeni nesle Adigece öğretmek ve Anavatan-Diaspora ilişkilerini güçlendirmek için yapılabilecek projelerden konuştuk. 

Aynı gün, Kabardey Balkar Meclisi’nde Meclis Başkan Yardımcısı ve birkaç milletvekilinin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirdik. Burada da diasporanın sorun ve beklentilerinden, dönüşle ilgili yapılabilecek projelerden bahsettik. Fakat bence toplantının en önemli kısmı, oradaki siyasilerin bakış açısını görebildiğimiz Soçi Olimpiyatları ile alakalı olan kısım idi. Meclis Başkan Yardımcısına soykırım toprakları olarak gördüğümüz Soçi’de olimpiyat yapılmasını istemediğimizi belirtip Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Meclisi’nin bu konudaki düşüncelerini sorduk. Verdiği cevap şöyleydi: “Biz, gençlerin bu konudaki keskin bakışlarından arınmasını istiyoruz. Olimpiyat bir barış oyunudur ve iyilik getirir. Soykırım yapılan bir sürü yer var. Eğer bugünü geçmişe bakarak yaşamaya çalışacaksak bu, çok tehlikeli bir davranıştır. Nedense uluslararası bazı kuruluşlar Soçi’yi kullanmaya çalışmaktadır. Bu propagandayla diasporadaki gençlerimizi yanlarına çekmeye çalışıyorlar. Rus-Kafkas savaşlarında Soçi kanlı bir savaşa sahne oldu ve her iki taraf da insanlarını kaybetti. Geçmişi sürekli birbirimize hatırlatmanın bize ne gibi bir getirisi olabilir? Kendimizi ezilmiş insan konumuna koyarak hiçbir yere varamayız. Geçmişten ders almamız gerekiyor. Bir kere acı çektik, tekrar yaşanmasını istemiyoruz. Cevabım sizi ne kadar memnun eder bilmiyorum ama biz Rusya ile dilimizi ve kültürümüzü geliştirdik. Dünya düzeyinde bir ülke olduk. Geçmişten ders çıkarmak zorundayız. 150 yıl geçtikten sonra eski Kabardey nüfusunu yakaladık. Rusya gibi büyük bir ülkeye sahibiz. Türkiye’de sizin soyadınızı kullanma hakkınız bile yok. Rusya’nın bize kazandırdığı olanaklara bakıyoruz ve geçmişte yaptığımız hataları tekrarlamak istemiyoruz. Biz, Rusya’nın yardımıyla ayaktayız. Umarım Diaspora da bunu böyle kabul eder ve Rusya’ya karşı koymaya kalkmaz. Bizler, Rusya ile iyi ilişkiler kurarak yolumuza devam etmek istiyoruz.”

Anavatan ve Diaspora ile ilgili birçok mevzunun konuşulduğu toplantılarda sürgün ve soykırım ile ilgili taleplerimiz başta olmak üzere birçok talebimizi ilettik. Soykırım toprakları olan Soçi’de olimpiyat yapılmasına karşı olduğumuzu ilan ettik. Moskova’dan ve Nalçik’ten yetkili ağızların bu konulardaki görüşlerini dinledik. Özellikle Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Meclis Başkan Yardımcısı’nın bu konuda söyledikleri hepimizi hayrete düşürdü. Rus yetkililer bile Rus-Kafkas savaşlarını bu şekilde savunmamışlardı! Görüştüğümüz siyasetçilerin tutumundan da anlaşılacağı üzere Anavatan’da bölgesel yönetim bazında merkez Kremlin’e etkili bir muhalafet şu an için mümkün görünmüyor. Fakat özellikle Soçi Olimpiyatları’nın gündemine girmesiyle yükselişe geçen Diaspora muhalefeti, anavatandaki sivil toplum kuruluşlarının ivmelenerek muhalefet yetisi kazanmasını tetikliyor. Bu ivmelenme elbette yeterli değil ancak Rusya’yı rahatsız edecek seviyede olduğu son dönemde yaşanan gözaltılara bakılarak anlaşılabilir. Umarım atalarının katledildiği topraklarda yapılmak istenen bu kanlı olimpiyat, tarihinden ve geçmişteki acılarından bihaber yaşayıp başka dertlere düşen Anavatan ve Diaspora Çerkeslerinde temeli sağlam yeni bir uyanışa vesile olur