Çerkes Tele(vizyonu)

Bislan Jalouqa

Rüya, uyku esnasında zihinde beliren bir takım düşünce ve hayallerden ibarettir. Yeryüzündeki her insan gibi milletlerin de rüyaları vardır. Çerkeslerin de bu anlamda diğer milletlerden (insanlardan) bir farkı yoktur. Uyku halindeyken rüya görmeyi ve hayal etmeyi beceren bir millettir Çerkesler de.

Çerkesler son yıllarda ciddi bir uyanış hareketinin içinde buldular kendilerini! Bu hareket yıllar önce Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla başlamış vehızlı bir şekilde yükselişe geçmiştir. Bu süreçte Dağlı Halklar Meclisi, Adige Xase, DÇB kurulmuş ve Abhazya kurtarılmıştır. Her çıkışın bir inişi vardır elbet derler, işte o şanlı yıllardan sonra Çerkes Milli Hareketi de zayıflatılmaya başlandı ve derneklere Çerkes ajanları yerleştirildi. Bu sadık memurlar işlerini en iyi şekilde yaptılar. Eski bir KGB ajanı olan Putin’in gelmesiyle de darbeler çoğaldı ve Çerkesler tekrardan bir (uyutulma) hipnoz sürecine girdiler.

Uyku 2008 yılına kadar devam etti. Ben, 2008’in Çerkes Milli Hareketinin uyanış yılı olduğunu düşünüyorum. 2014 Kış Olimpiyatlarının Soçi şehrinde yapılacağı açıklandığında az da olsa Çerkeslerin bu konudaki muhalefeti başlamış oldu. Aynı yıl Birinci Adige Dili Konferansı DÇB tarafından Ürdün’de düzenlendi. 2008 yılının en önemli olayı ise Ürdün’de bir grup genç tarafından başlatılan NART TV projesidir.

Bu projenin başlaması vatanda ve diasporada yaşayan tüm Çerkeslere umut vaat etti. Çerkesler yıllardır hayal ettikleri  Çerkesce televizyon kanalına kavuşmuşlardı sonunda. Kısıtlı imkanlarla başlayan proje, hızla gelişti ve Ürdün, Suriye, İsrail, Türkiye ve Anavatanda hemen kabul gördü. Her şey güzel ilerlerken Nart TV’yi kuran gençler projeden uzaklaştırıldı ve daha önce kurumlarımızı zehirleyen memurlar Nart TV’yi de zehirlediler. Yayın Çerkesceden Arapçaya kaymaya başladı ve içerik tamamen Ürdün devletinin istediği doğrultuda düzenlenmeye başladı. Bunlar Ürdün’de olurken Türkiye’deki Çerkesler de kanalın Araplaşmasından dolayı Nart Tv’yi izlememeye başladı ve destek ciddi bir şekilde azaldı.

Peki sürekli örnek verdiğimiz Kürt kardeşlerimiz biz uyurken ne yaptılar?

Tarih 01.01.2009’u gösteriyordu TRT tamamen Kürtçe yayın yapan TRT 6’yı (şeş’i) açtı. Peki Türkiye Cumhuriyeti tarafından neden Kürtçe yayın yapan bir kanal açıldı? Bu sorunun cevabını bulmak için biraz da Kürtlerin kendi imkanlarıyla açtıkları TV kanallarına göz atmakta fayda var.

Kürtler, 1995 yılında ilk Kürtçe yayın yapan televizyon kanallarını İngiltere’de açmışlardı fakat Türkiye’nin baskıları sonucunda  MED TV kapatıldı. Daha sonra Fransa’da MEDYA TV kuruldu ve aynı şekilde Fransa devletince kapatıldı. Kürtler pes etmedi ve Danimarka’da Roj TV’yi kurdular fakat gelenek yine bozulmadı ve TV kanalı Türkiye’nin baskısıyla kapatıldı. 2004 yılında da ‘Gün Radyo ve TV’ RTÜK’e Kürtçe yayın yapmak adına başvuruda bulundu ve 2006 yılında yayın hayatına girmiş oldu. Bunlara  Mezopotamya TV, Newroz TV, Semerkand TV, Nuçe TV, Sterk TV ve Vın TV de dahil oldu.

Türkiye Cumhuriyeti tüm bu çabaları yakından takip ediyordu ve Kürtlerin kendi  TV’lerini kurmakta ciddi ve istekli olduklarını gördü. Bundan dolayı bu talebi karşılamak ve devletin gözetiminde seyir etmesi adına TRT 6 kuruldu. Bugün Kürt halkı TRT 6 konusunda ikiye ayrılmış durumda. Kimi bu adımın olumlu olduğu kanaatindeyken kimi ise bunun devlet propagandası yapan bir araç olduğunu düşünüyor. Sonuç olarak Kürt halkı isteklerini bir şekilde devlete yaptırmış oldu.

Kürtlerin ciddi çabalarının sonucundan ilham alarak Çerkesler de,  sosyal medyada ‘TRT  7 açılsın’ kampanyaları başlattı. Çerkeslerin bu isteğini haklı buluyorum. Böyle bir talebi sadece Türkiye Cumhuriyetin’den değil Rusya Federasyonundan, Ürdün’den, İsrail’den ve yaşadıkları tüm ülkelerden isteme haklarına sahipler ve bunun karşılığında devletler bu kanalların açılmasının önündeki engelleri kaldırmalıdır. Bu kanallar devlet tarafından açılmalıdır.

Unutmamamız gereken bir husus da; biz halihazırda olan televizyonlarımıza sahip çıkamadık ki devletten böyle bir talepte bulunalım. Böyle bir şeyin bizi bir sonuca götüreceğine ben şahsen inanmıyorum.

Şahsım adına Televizyonsuzluktan değil Vizyonsuzluktan şikayetçiyim.