Belirsizliğe Doğru Yolculuk...

Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi tarafından Lübnan üzerinden Türkiye’ye getirilen ve Gaziantep’in Nizip ilçesindeki konteyner kampa yerleştirilen Suriyeli Çerkeslerin durumu hakkında pek çok yazı ve haber okuduk. Yazılan yazılar ve ulusal medyada çıkan haberler arasında büyük farklılıklar gördüğümüzden dolayı kampta yaşayan Çerkeslerin son durumlarını öğrenmek ve bütün gerçekleri Türkiye’deki Çerkes kamuoyu ile paylaşmak adına Dimak Gazetesi ekibi olarak Nizip Kampı’ndaki soydaşlarımızı ziyaret etmeye karar verdik.

DSC08692.jpg

Öncelikle, bu kararımızı ve düşüncelerimizi dile getirdikten sonra kampa giriş izni konusunda bizlere yardımcı olan DÇDK üyeleri Kenan Kaplan ve Nusret Baş’a teşekkür ederek yazımıza başlamak istiyoruz.

26.04.2013 tarihinde ziyaret ettiğimiz Nizip Konteyner Kampına vardığımızda kamptaki Çerkeslerin muhtarı tarafından çok sıcak bir şekilde karşılandık ve hemen sabah kahvaltısına davet edildik. Üçüncü sürgünlerini yaşıyor olsalar da bu zor şartlarda misafirperverliklerinden hiçbir şey kaybetmemiş olmalarını görmek bizleri çok duygulandırdı. Kahvaltı esnasında kampın diğer büyükleri de bizlere katıldı ve uzun bir sohbet gerçekleştirdik. Kahvaltıdan sonra kamptaki sosyal tesisleri ve diğer fiziki şartları tek tek görme fırsatımız oldu.

Fırat Nehri’nin hemen yanı başında kurulmuş olan bu kamp yaklaşık 5000 Suriyeli mülteciyi bünyesinde barındırıyor. Kampta yaşayan Çerkesler ise yaklaşık 350 kişi. Çerkesler kampın belli bir bölümünde, Araplar ve diğer gruplar ise kampın diğer bölümlerinde kalmaktadır. Ancak iki bölüm de birbirine yakın ve aralarında herhangi bir sınır bulunmamakta. Kampta konteynerler dışında insanların sosyal ihtiyaçlarını karşılaması için lokal, cami, okul, market, çamaşırhane ve hastane de bulunmaktadır.

Kampta yaşayan Çerkesler Suriye’nin değişik bölgelerinden gelmişler ama çoğunluğu Şam bölgesinden. Kamptaki Çerkesler’in bir ‘Thamadeler’ meclisi ve ekibimizi karşılayan Çerkeslerin hemen hemen her sorunu ile ilgilenen bir de muhtarları mevcut. Araplar ve diğer grupların aksine sorunlarını kendi aralarında çözmeye özen gösteriyorlar.

Kamptaki kardeşlerimizle gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde bize geçmişte yaşadıkları acıları, şu anda çektikleri sıkıntıları ve gelecek ile ilgili hayallerini anlattılar. Türkiye’de ikamet eden bütün Suriyeliler gibi kamptakiler de gelecekte ne yapacaklarını bilmiyor ve en önemlisi çocuklarının gelecekleri için çok endişeliler. Evet, herkes canlarını kurtardıkları için sürekli Allaha şükrediyor ve kendilerini diğerlerine göre şanslı görüyor. Kendilerini Türkiye’ye getirenlere minnettarlar ve onlara her fırsatta teşekkür ediyorlar. Ancak kampta yaşadıkları sorunlardan ve organizatörlere seslerini duyuramamaktan oldukça şikayetçiler. Dimak Gazetesi ekibi olarak bizim de amacımız kardeşlerimizin bu sesine biraz olsun kulak vermek, onların bu sorunlarının Türkiye’de yaşayan bütün Çerkesler tarafından bilinmesini sağlamak ve kampta yaşayanların hepimizin kardeşi olduğunu hatırlatmaktır. Bu hususta kesinlikle bir taraf tutma amacımız olmadığı gibi konuyla ilgili kendi duygu ve düşüncelerimizi dahi paylaşmamaya özen gösteriyoruz. Amacımız, kardeşlerimizin yaşadıkları sıkıntıları ve sorunları tüm gerçekliğiyle objektif olarak anlatmaktır. Sonuç olarak, gözlemlediğimiz ve bizlere dile getirilen sorunları kısaca özetlemek gerekirse;

* Sorunların en başında sağlık imkanlarının yetersizliği bulunmaktadır. Kampta kurulan hastanenin tam anlamıyla hazır olmaması, kalifiye doktorların bulunmaması ve bazı hastalıkların ilaçlarının hiç bulunmaması mülteciler açısından en büyük dertler.

* Kampta barınan mültecilerin ikamet tezkerelerinin olmaması kamp giriş ve çıkışlarında bazı kısıtlamalara tabi tutulmalarına sebep oluyor. Örneğin özel bir işinden dolayı iki-üç günlük kamp dışına çıkmak isteyen birisinin İdareden özel izin alması gerekiyor. Bu durum ise çevreyle irtibatlarının tamamen kesilmesine ve psikolojik olarak daha da yalnızlık çekmelerine sebep oluyor.

* Gençlerin ve meslek sahiplerinin çok olduğu bu kampta işsizlik ciddi bir sorun. Evini, arabasını her şeyini yok fiyatına satıp gelmiş bu insanlar zaten maddi olarak tükenmiş durumdalar. Sadece her ay devlet tarafından mültecilere 80 TL’lik kişi başı yemek kartları veriliyor. Ve bu kartlarla alışveriş yaptıkları markette satılan ürünlerin fiyatları ise normal piyasadan çok daha pahalı.

Eğitim olanaklarının yetersizliği, ayrı bir dert. Kampın içinde anaokulu, ilkokul ve lise mevcut ama mültecilere göre okullardaki eğitimciler kesinlikle kalifiye insanlar değil. Ayrıca kamptaki sağlık koşullarının yetersizliği okullara da sıçramış durumda. Öğrencilerde görülen cilt hastalıklarından dolayı çoğu aile artık çocuklarını okula göndermiyor. Hal böyle olunca, kampta kalan Çerkes çocuklarının hemen hemen hepsi yaşıtlarına göre eğitim hayatlarında oldukça geriye düşmüş durumdalar. Savaş ne zaman biter, her şey ne zaman düzelir bilinmez ama savaşın Çerkes çocuklarından çok şeyler götürdüğü ortada.

* 2 küçük oda ve bir tuvaletten oluşan konteynerlerin durumu içler acısı. Yağmur yağdığında içine su sızdıran, Nizip bölgesinin bunaltıcı sıcağında içinde oturulması bile mümkün olmayan bu konteynerler barınma açısından hiç elverişli olmadığı gibi sağlık açısından da ciddi sıkıntılara yol açabilir.

 

* Kampta kalanların %5’ni oluşturan Çerkesler geldikleri günden beri 4000 nüfüsa sahip olan ve kendilerinden metrelerce uzakta yaşayan Araplarla çok büyük bir sorun yaşamadı. Ancak hayat tarzı ve adetler açısından birbirinden tamamen farklı olduğunu düşünen Çerkeslerin çoğu bu durumun ilerde çok daha büyük sorunlara yol açmasından endişe duyuyorlar.

Kısa vadede hiç yoktan bu sorunların çözülmesini sağlamak, kardeşlerimizin yaşadığı sıkıntıları bir nebze de olsa hafifletmek bizlerin başlıca görevi olması gerekir. Bu doğrultuda ilk olarak organizatörlerin, daha sonra Türkiye’deki tüm Çerkeslerin Nizip’teki kardeşlerinin çektiği her sıkıntıda büyük bir vicdani sorumluluğunun bulunduğuna inanıyoruz. Ve bizler kardeşlerimiz için yapılacak en küçük yardım için bile dualarımızı ve takdirlerimizi eksik etmiyoruz.

DSC08679.jpg

Bizler Nizip’ten ayrıldıktan bir süre sonra kampta yaşayan Çerkesler’den bir heyet seçerek Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile görüşme ayarlayan ve kardeşlerimizin sorunlarını ve isteklerini ileten DÇDK üyelerine tekrardan teşekkür ediyoruz ve her ne kadar kamptaki yaşam şartlarını ve sorunlarını dile getirmemizi istemeseler de bu konuda yapılan ve yapılmayan her şeyin her zaman takipçisi olacağımızı da hatırlatmak istiyoruz.

                Son olarak, her türlü ayrışmaya müsait, kendi soydaşlarıyla sürekli kavga eden bütün dernek, kurum, kuruluş, inisiyatif ve kendini aktivist olarak adlandıran insanlarımıza kampta yaşayan Çerkesler’in bir mesajı var:

 “Bizler Türkiye’ye gelirken burada en az 3 milyon Çerkes’in olduğunu varsayarak geldik ama buraya geldikten sonra kendimizi yanlız hissettik.  Gördük ki Türkiye’deki Çerkesler bu konuda birlik olamadılar. Biz gruplar arasında yaşanan çatışmaların kurbanı olmak istemiyoruz. Biz sadece ve sadece onurlu bir yaşam ve çocuklarımızın geleceğini görmek istiyoruz.”